mnyk

Anormal, bilinçsiz, gülünç, garip, şaşırtıcı, aptal, çılgın, dengesiz, deli …


1 - 15 / 24| Geri
düşlerimde bile böyle kayırılmamış..
eksik bir hayatı dahi dahil edememiş
kaygılarına…
olmayanlara kanaatkar..BEN..
yolunu dünyevi olamayacak kadar imkansızca şaşıran..
ve geçerken öylesine..lendince..
tutamayacağım sandığım bir hayal..SEN..
her görüşmede,yalnız gözlerin duyabildiği..
kulakları yırtarcasına sessiz bir türkü uğultusunda..
yitirilmemiş zamanlarda
birbirinde yitip giden..iki umarsız beden..
her nefeste anarken ateş gibi adını..
“yok” dedim..”yok!”
“hiçbir şey böylesine inanılmaz olamaz..”
ve dedim “yok “”sen…kaderin üvey çocuğu…”
“olsa da bunun senin olma ihtimaline inanılamaz..”
tek çare basıp gitmek..
aklının bu gözlerle işlenmemiş herhangi bir köyüne..
bundan böyle bağır çağır söylemek..
artık yetim kalmış herhangi bir türküyü..
sesinden ancak bir dilenci kadar nasiplenebilmiş
herhangi birine..
bir anını dahi unutturacak mesafenin yokluğunu bilerek
ama..
sakladığını sanarak kendinden..
hicran denizine kulaçlar atmak,
boğulmak için en kuytu hasretlerde..
evet zor..imkansız belki ama..daha da zoru mevcut içimde..
ne seni tutabiliyorum avuçlarımda,
kum misali..bitip gitmeye meraklı..
ve ne de bir o kadar kanatlı
zamanı..
için için yansamda..
ama söz..
yok artık sevmek..
böyle saçmaca..sebepsizce..
ve delice..
ve yok baktığımda kimsenin gözlerine,
kuruluvermek yüreğinin zemin katına gönlümce..
öyle ki artık öykünemez bu gönül..
hiçbir şiire sen yitmeden..
ve söz..
artık bu ömrün..
“sahibi sen..
sebebi de sen..”
(eskide kalmış bir kaç satır)
” … bugün bile bazen onu sokakta yürürken, bir vitrine bakarken ya da kafenin birinde bir kitaba dalmışken gördüğümü sanırım. ve o anda, daha gördüğümün bir başkası olduğunu anlayamadan, ciğerlerim sıkışıp, soluğum kesilir. … “ yeni yeni düştüğün günlerdi
daha sıvası dökülmemişti yüreğimin..
anımsıyorumda
vakit akşam değildi
--- çok uzakta…
ve koymuyordu adama yalnızlık…
tanıdığım hiçbir yağmura benzemiyordun
zamansızdın…bitmiyordun…
her aşkın bir bitişi
her fırtınanın bir dinişi vardı…

bense ne seni bitirebildim
ne de bu şiiri….

Bu gizli gülmelerin bu sessiz ağlamaların nedir anlamı
Sen hangi mevsimin yağmurusun
Ağlıyor musun? "Sisli" bir sabaha uyanırsın
Etrafın boş
Evin sessizdir
Anlarsın
Gitmiştir
Küçük bir not vardır
Bir tek kelimen yeterdi
Gitmemem için
Dilinden dökülür kelimeler
” Gitme “
…
Faydasızdır artık
Kararır birden dünyan
Gözlerin buğulanır
Çökersin olduğun yere
ve hala söylemediğin
bir sözcük var dilinde
Seni konuşturmayacak kadar çok acıyan çürük dişin,
Bu sene atlattığın üçüncü gribal enfeksiyonum,
Tependen bağıran patronun sesiyim ben.
Zamansız bir elektrik kesintiyim,
yada yavaş bir internet.
Yoldaki kazayım ben, gecikmene neden olan.
Tuz atmayı unuttuğun pilavım yada
içinden hamam böceği çıkan bir salata.
Yanından hızla korna çalarak geçen arabayım ben.
Seni korkutan yıldırım,
benim o.
Üzerinde adın yazan bir mezar taşıyım ben. ” Artık ilgilenmiyorum seninle “
Demiştin barut kokan kelimelerle
Demiştin de hayat ölü bir bıldırcın gibi
Tutuşup yanmıştı yanan bir tahta içinde
Tarla küllerle dolu, ortasında yumurta
Çatladıkça yeniden doğuruyor kanımdan
Fışkıran harflerle kalbim olan cümleyi:
Ben ancak bir tarih kitabı kadar
İlgileniyorum seninle…
n.g Dün gece bir kabusa boğuldum yine…
Yıllar öncesinden gelen ve beni takip eden iki göz; iki masum bacağa karşılık gelen iki hızlı ayak… Her seferinde büyüyor ya da ben her seferinde biraz daha küçülüyorum. Koşmaya çalışan bacaklarımın yere yapışma eğiliminden sorumlu olan da o gözler… (neden hala bırakmıyor peşimi?)
Görünüşümün içini boşaltan giysilerimden kurtulup denize bıraktım kendimi… “Kaçmaya çalışman anlamsız…” deyişini düşündüm. Ama anlatamadım sana bir türlü kaçmak zorunda olduğumu… Yüreğimi ve beynimi eritip, kendini benimle besleyecek olandan kaçmak zorundayım. İçi boşaltılmış bir ben’i sen bile sevmezsin (sen bile mi? aman ne iddialı… bir kandırmacaya bir dolu kadeh).
Kelimelerim düğümlendi içimde, yansıyamıyolar kalemime…
Oysa ne çok şey vardı biriktirdiğim sana
Yazdan ne kaldıysa, denizden, yosundan…
Hepsini senin için biriktirmiştim de, yetememişti lisanım..
Az gelmişti dökülmeye *kaleme*
Oysa sen şiiri ne çok severdin…
Yazsam, beni de sever miyidin?.. Gönlümün maviliği gitmesin gökyüzünden 
Kuşların gülücüğü eksilmesin yüzünden 
Kar yağsada bu sessiz vadiye, gün bitmesin 
Yapraklar üşüse de , çiçekler üşümesin 
n.g
Sevmek hayatina taniklik etmekti benim için… http://ozgur.rockayseri.net/2008/01/21/hypnogaja.html Dönemezsin biliyorsun…
Dönemezsin biliyorum…
” Karanlıklarıma yokluğunun hançerinin düşmesine izin verme; gözlerinde saklı bir avuç güneşle gel yalnızlığın gölgelerine. “ Uykuyu unutmuş,düş korkağı gözlerime uyku değmeden soluk düşler bulaşıyor…Bitmeyen geceyi sabahlamak adına düşler biriktiriyorum uyku garibi gözlerimle…Sabaha bir gece kala,kalan son düşlerimi de tüketiyorum üşümüş gözlerimle…Nefesim kan kokuyor…Aldığım nefes yetmiyor ciğerlerime…Kan bağışlıyorum bileklerimden nefesime…Ölmeme bir nefes kalmışken yeni bir düş bir nefes daha katıyor solgun benliğime…Kör gözlerimle istemsizce izliyorum son düşümü son nefesim tükenene kadar… “Çok yorgunum.” dedi içinden kendine. Elini kalbinin üstüne , yaraya , götürdü. Sıcacıktı. Tabi o aklındaydı yalnız.
Kalkıp banyoya yürüdü. Artık yatağa girmiş olmanın huzuruyla herşeyi , herkesi çok sevdiği gibi şeyler düşündü.
Kırmızı işaretli sıcak su musluğunu çok ve mavi soğuk musluğunu az açınca ılık musluğunu açmış oluyordu. Aklında bir iki üç ve dört rakamlarını yalnızca birer kez toplayarak veya çıkararak beşi elde etmeye çalışırken elleri jilet kutusuna uzanıp içinden bir ince metal parçası çekti.
Nefesini hala tutuyor muydu ne?
Kısa ve keskin olmayan ucunu dişlerinin arasına aldı özen göstererek.
Gömleğinin bileklerini sıyırıp bilekleri birleştirdi.
Dişleriyle sımsıkı tuttuğu jileti iki bileğinin arasına alıp sıkıca bastırdı ve tüm gücüyle , kirli ve lekeli camı siler gibi , tek seferde bileklerini aşağı iterken başını yukarı çekti.
Önce azıcık acıdı sonra hiç.
Suya tuttu bilekleri yukarı bakar şekilde.
Kendinden geçerken bir ve üçü toplayıp dörtten ikiyi çıkarıyordu. Beş ... demekti ve ne olursa olsun beşe ulaşacaktı..
   
1 - 15 / 24| Geri
Yağmur bile terketti, ses kesildi
Rüya mı, gerçek mi kestiremiyorum
Çıplak bir adamım işte, ama bakan bile yok
Halbuki; "özgür"lük derdim eskiden buna
Kimseler yokken, bu neye yarar be!
Yürüyen bir cesedim biliyorum bunu
Utanıyorum, Utanıyorum, Utanıyorum...

Yorumlar Popüler Twitter
    Twitter

VHS

  • Three Days Grace – The Good Life
  • Green Day – 21 Guns
  • Placebo – Never-ending Why
  • Supernatural – Comedy Trailer
  • Placebo – English Summer Rain
  • Supernatural – What About Everthing
  • Flyleaf – Missing
  • Red – Already Over
  • Avril Lavigne – Alice (Underground)

Ordan - Burdan - Şurdan

Ordan, Burdan, Şurdan